Alerji, bağışıklık sisteminin zararsız bir maddeye (polen, toz akarı, gıda proteini, hayvan epiteli) karşı orantısız ve tekrarlayıcı tepki vermesidir. Klasik IgE-aracılı tipler (Tip I aşırıduyarlılık) anaflaktik tabloları, IgG-aracılı gecikmeli duyarlılıklar kronik düşük dereceli inflamasyonu, hücresel (Tip IV) tepkiler ise temas dermatitlerini açıklar.
Klinik tablolar yüzeyde farklı görünür: alerjik rinit (burun), astım (akciğer), atopik dermatit (cilt), besin alerjisi (sindirim sistemi), ürtiker (cilt-mast hücre), anafilaksi (sistemik). Ne var ki alttaki immünolojik motor sıklıkla aynıdır: Th2 baskınlığı, IL-4/IL-5/IL-13 sitokin profili, IgE üretimi, eozinofil yükü ve mast hücre aktivasyonu.
"Atopik yürüyüş" (atopic march) çocukluk çağında bu motorla başlayan klinik gelişim sürecidir: infantil egzama → besin alerjisi → alerjik rinit → astım. Bu yürüyüşü besleyen üç ana zemin: bağırsak mikrobiyota disbiyozisi (özellikle ilk 1000 gün), cilt ve mukozal bariyer disfonksiyonu (filaggrin, claudin, zonulin yolakları) ve çevresel maruziyet (hava kirleticileri, EDC'ler, dental odaklar, ev kimyasalları).
Bütüncül perspektif, alerjiyi "kaçınılması gereken bir antijen sorunu" olarak değil; bağışıklığın eğitimini, mukozal bariyeri ve immün toleransı kaybetmiş bir sistemin yeniden dengelenmesi olarak ele alır. Klasik tedavi (antihistaminikler, inhaler kortikosteroidler, immünoterapi) ile çelişmez; mukozal onarım, mikrobiyom ekme, histamin yıkımı, mast hücre stabilizasyonu ve immün modülasyon paralel ilerler.